Gezinti-Misafirlik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Gezinti-Misafirlik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Aralık 2007 Pazar

Yavuz Amca, Gönül Teyze, Begüm Abla gezmesi

Duru Şengül yazıyor.
1 Aralık 2007 Cumartesi (Duru 303 günlük)

Dun aksam misafirlikteydik. Cok guzeldi. Yine beni bol bol sevdiler.

Babamın daha önceki işyerinden Yavuz Amcalara gittik. Çok güzel bir geceydi. Bol bol yiyecek ve sevecenlik vardı. Özellikle iki tane ablamın olması çok güzeldi. Benle bol bol oynadılar.
Misafirlikte Yavuz Amca, eşi Gönül Teyze, kızı Begüm ve bizler gibi misafir olan Seyfi Amca, eşi: Canan teyze ve kızı Ece abla vardı.











Yavuz ve Seyfi Amcalar bi ara el bilgisayarları ile oynamaya başladılar... Ben de büyüyünce bilgisayarım olucak. Hatta babam, sana daha hızlı bir el bilgisayarı alıcam dedi.


Oyuncaklarım ile de oynadık. Ece ablam bana bazı oyuncaklar ile nasıl oynayacağımı da gösterdi. Bunca senedir yanlış oynamışım, haberim yokmuş. Bu arada sene ne demek yahu? (:
Canan teyze benle bol bol muhabbet etti.


Bir ara başım dönmeye başladı. Dünyayı ters görmeye başlamıştım. Hatta böyle bakınca herşey başaşağı gibi duruyordu...



Yavuz Amcaların mutfaktaki boncuklar çok hoşuma gitti. Tabi Gönül teyzenin de bana Cee yapması da çok hoştu.

Acaba biz de mi mutfak kapısına böyle şıkır şıkır boncuklardan alsak? Dur annem ile konuşayım da bana da alsın bu boncuklu iplerden... Hatta ne koparırım ben bunları bee...
Acaba bu boncukları nasıl incelesem diye planlar yaptım...
Bu oyunumuza Begüm ablam da katılınca daha da güzelleşti. Beni çok sevdiler.



9 Ekim 2007 Salı

Cumartesi Gezmeleri, Can Sinan Tanışması ve Mehmet Amca

Hakan baba 5 Ekimi 6 Ekime bağlayan gece yarısından ve cumartesi gününden bildiriyor:
Gerçekten hızlı bir sabah ve gün geçirdik...
Cuma gecesi Seçil'in sol omuz ağrıları tutunca sabaha karşı 3 gibi acile gitmek zorunda kaldık.
Seçil çok acı çektiği için dayanamadım aldım acile götürdüm. Tabi Duru da uyuduğu için evde bırakamadık. Duru, Seçil ve ben düştük yollara. Yaklaşık 300 metre sonra acil serviste idik. (Allah kimseye vermesin ama evinizin yakınında bir hastane ve acil servis olması beklenmedik durumlar için çok iyi oluyor. Maltepe üniversitesi tıp fakültesi de bizim eve çok yakın)

Acile gittik. Tabi Duru da uyandı.
Seçilin koluna bakarlarken gelen geçen hasta bakıcılara gülümsemeye başladı.
Birden ilgi odağı olunca tüm gece personeli Duru'nun başına toplandı...

(((-: hatta Seçili unuttular Duru ile ilgilenmeye başladılar diyebilirim.

Bizimkide bol keseden gülücükler dağıtıp alkış yapmaya başlayınca ortalık oldu sana curcuna.

Gündüz vakti de ailemizin diş doktoru, benim çocukluk arkadaşım Gerçek Canpolat'a gittik. Tabi Gerçeğin eşi, biricik doktorumuz Prof Dr. Cengiz Canpolat ta oradaydı. Duru kendisini çok sevdi. Alkışlayarak bu sevgisini de dile getirdi.






Tabi Cengiz Bey de Duruyu sevdi. Bu hallerini fotoğraflamak ta bana düştü.





Bu arada Gerçek-Cengiz çiftinin biricik oğulları Can Sinan da oradaydı. (o gün 113 günlük idi).





Duru ile Can Sinan'ın bir tanışmaları vardı ki görmeliydiniz. İki bebek karşı karşıya ne konuşur? Bebek dilinde çok tatlı bir muhabbete başladılar. Bu arada Duru bebek ve çocuk gördü mü hemen iletişime geçmeye çalışıyor. Geçen hafta Kağanın kızı Bilge Buket'i de gördüğünde aynı tepkiyi vermişti. Önce gülümseme, sonra bir konuşma ve dokunma... Bebek iletişim dili de bu olsa gerek.





Neyse Duru, Cengiz Amcası ile birkaç adım atma çalışması yaparken, ben de Can Sinan'ın birkaç poz fotoğrafını çekmeye başladım. Hızımı alamadım 230 kare fotoğraf çekmişim ((-:






Sinan çok olumlu bir çocuk, Gerçek ile fotoğraf çekerken gülümsemeye başladı. Ben de kaçırırmıyım. Çektim fotoğraflarını.


Akşam olunca biz de dışarı çıkalım dedik. Önce karnımızı doyurduk. Tüm gün aç olunca Kızılkayalar büfede ne bulursam yedim... Çoktan beri bu tür yiyecekler yemediğim için sanırım abarttım baya bi. 3 hamburger 2 sosisli derken baya bi doymuşum. Mehmet Amcayı da ziyaret ettikten sonra eve döndük.

Aşağıda Mehmet Amca ve Duruyu "ÇAK" oyunu oynarken görüyorsunuz.

30 Eylül 2007 Pazar

İlk Edirne Gezimiz

Hakan Baba Yazıyor:
En sonunda Edirneye gidebildik ve ilk gezimizi yapabildik.
Şükran Ablada bizimle gelmişti ve Edirneyi çok merak ediyordu. Bizde gittik...
Önce Babaanneme uğradık. Duru'yu ilk kez görecekti.
Duru yine olumlu hallerini gösterdi ve babaanneme gülümseyerek girdi içeri.
Sanırım ilk çeyizliklerini de babaannemden aldı.
Kadıncağız ördüğü çetik, çorap vb şeylerden bir bohça hazırlamış. Veda edip ayrıldık.

Edirneye gidipte Selimiye Camiini gezmemek olur mu?
Güzel zamanlar geçirip çok ta güzel fotoğraflar çektik.
Şükran Abla Edirne ve Selimiye Camii ni merak ettiğinden doğrudan camiye gittik.
Hem camide hem de dışarıda bol bol fotoğraf çektim.



Şükran Abla Camiye hayran kaldı...



Selimiye'nin bahçesinde... Seçil ve Şükran Abla.
Ters Lale hakkında bilgi edinmek için aşağıdaki linke tıklayınız.

Cami içindeki Ters Lale Şadırvanı ve Şükran Abla etrafa bakarken.

Selimiye Camii Kubbe görüntüsü.

Kubbenin farklı bir açıdan görüntüsü.


Minareler ve Şerefeler...
Bahçedeki seyyar satıcılar.
Ve Gezinin en güzel yerine geldik.
Çocukluk arkadaşım Kağan eşi Julide BAYRAK'ın kızları Bilge Buket' görmek için Kağanlara gittik. Tabi Duru, Bilge'yi yakından tanımak istedi :-)

Hatta bir ara "bu şeker kız kim, acaba oyun oynayabilirmiyiz?
Veya gerçekten şeker mi" diye tadına da bakmak istedi...
Olmadığını görünce....

Kıyafetlerini yakından incelemeye başladı. Aynıları bende de vardı diye düşünüyordu.


Duru ve Bilge Buket Seçilin kucağında.


Analar ve Kızları.
Bilge Buket'in gülümseyen fotoğrafını yakaladım. Kerata çok tatlı gülümsüyor.
Babası bile bu kadar güzel gülümseyemez :-P




Uzunköprü Gezimiz

Hakan Baba Yazıyor:

29 Eylül cumartesi günü Uzunköprüdeydik.
Çoktan beridir gitmediğimiz memleketimize gittik. Taba anneanneler, babaanneler, büyükanneler, dedeler bizden çok Duru Bebeği bekliyorlarmış :-))
Hele Duru'nun büyükannesi (benim anneannem) Duru'yu severken nasıl gözleri parlıyordu anlatamam... Benim için büyük bir duygulanma oldu. Aynı duyguyu bir de Seçil'in dedesi severken yaşadım. Sanırım büyükler torunlarının çocukları olunca daha bir farklı seviniyorlar.

Umarım Duru da torunlarının çocuklarını görür.

Cumartesi akşamı Saadet annem yine yemeklerini konuşturmuştu. Şimdiye kadar yediğim en güzel Hünkar Beğendi'yi yedim.

Tabi dedemizin bahçesinden toplanılan orgnik patlıcanların lezzeti de bir başka tat vermişti...

22 Eylül 2007 Cumartesi

Duru'nun Bebek Ergenliği ((-: Ev gezmesi Elif ve Bora

Hakan Baba Bildiriyor.
Duru bebek ergenlik yaşına geldi :)) ne demek diyeceksiniz.
Çok basit sivilcesi çıktı. Bu akşam eve gelince kızımı ilk gördüğümde sol yanağında bir sivilce gördüm. Ardından da espri patladı zaten. Ergenlik yaşına geldik. Bu arada alt damakta bir diş kendini belli etmiş. İlk dişimiz geldi. Hayırlı olsun. Bu akşam Duru'yu Elif teyze ve Bora amcalara götüreceğiz. Kısacası misafirlikteyiz. Çok sevilicez yine :-)


Duru Yazıyor :
Bora Amcalara gittik.
Onlar da bebek bekliyor. Yaşasın dedim içimde bana arkadaş geliyor. Annem dedi ki bak orda bebek var. Baktım ama göremedim. (nası yani şimdi Elif Teyzenin göbeğinde bebek mi var?
Hiiiiii bebek mi yuttu yoksa?









Gecenin sonuna doğru annem, babam ve ben resim çektirdik. Çok mutlu oldum... Hep gülüyorum umarım hep böyle ailece güleriz. Elif ve Bora'nın da bebekleri gelince hep beraber resim çekilicez.

15 Eylül 2007 Cumartesi

Yiğit Abi, Alev Teyze ve Yusuf Amca Gezisi.

Yazar Duru Şengül:

Meyaba... Bu akşam ev gezmesine gittik.
İyi de oldu. Çoktandır dışarı çıkmamıştım. Misafirlikler hem güzel hem kazançlı. Beni çok seviyorlar...

Gider gitmez beni koltuğa oturttular. Kraliçe gibi oldum. Renkli bir koltuktu. Yusuf Amca çok sevdi bu pozumu, sanırım dedem, Kağan (Bayrak) ve Mustafa (Dedeoğlu) amcalar da çok sevecek. Nedendir anlamadım... Standard renkler işte ((:

Ama yine de ben bu koltuk işini çok sevdim. İnsan rahat rahat oturuyor :P


Bu arada bir çok oyuncak vardı...

Oyuncakları vermeleri için bir tebessüm etmem yetti...

Oyuncaklarla bir süre oynadım. Bu oyuncakların esas sahibi Yiğit Abi. Eyvallah abicim.

Abim benim beee paylaşımcı olucak insan böyle.

Bu arada çok güzel bir hediye Barbi Bebek aldım.

Teşekkürler Alev Teyze. En iyisi buraya sık sık gelmek.
5-10 ziyarette Barbi evi doldururum ben. Biraz da anneme gülümseyeyim o da evi alsın.

Babam da tutturdu helikopter alıcam ben kızıma diye. Olur o da olur. Ben de bebekleri bindirir uçururum helikopteri.


Bu arada Yiğit Abimin oyuncaklarla da bol bol oynadık. Annem de bol bol telefonla konuştu. Ne konuşuyor bu kadar anlamıyorum ki...

Bu arada Yiğit'te helikopter de varmış. Kaynağı öğrendik. Babam alana kadar Yiğidin helikopterle mi idare etsek. Yahu şu barbiyi de paketinden çıkartmadılar. Neymiş daha sonra oynuycakmışım. Ohooo biz yaşlanıcaz barbi ancak paketten çıkıcak. Olsun ben de büyümeyi beklerim...





Bu arada Yiğit helikopteri bozmayayım diye 4 gözle bakınıyordu. Kartal gibi ya... Bi oynatmadı helikopterle. Neyse biz de babamı bekleriz. O nasıl olsa alıcak...

Pembe olsa bari helikopterde.

??? Acaba pembe helikopter var mı? Amaaaan neyse babam bulur. Bulamazsa da sorun diil annemle biz onu boyarız...

Annem akşam çok yorulmuş. Uyuyamadım bi türlü. Ne biliim benim de bütün gece karnım "gırıl gırıl" etti, bol bol -pırt- ta yaptım ama uyuyamadım bi türlü. Asker ne demekse babam anneme "asker etti bu kız bisi" derken hatırlıyorum. O nedenle annem yorgundu bi ara kıvırlıp yatmış.


Bu arada Alev ve Yusuf ben çok sevdi. Benle oyuncak bile oynadılar. Kucaklarına alıp sevdiler bile.








Diyorum ya sık sık gelmek lazım misafirliklere. İnsan sosyalleşiyor canım.


internet denilen olay da çıktı çıkalı ünlü oldum. Pekçok tanıdık, eş, dost internet sayfalarımdan görüyor beni. Dün akşam Saim Amcalar aradılar. Resimlerimi görmüşler...


Ünlü oldum.
Babam da habire resim video ve blog sayfası yazıyor. Sanırım daha sonrası için güzel bir arşivim kalacak...


Şimdilik bu kadar uykum geldi uyumam lazım...


Baş baaaaaşşşş...